|
|
|

Fotoğraf: Ara Güler
Aşık
Veysel 1894-1973.
Şarkışla’nın Sivrialan köyünde doğdu. Asıl adı Veysel Şatıroğlu’dur.
7 yaşında yakalandığı çiçek hastalığından dolayı bir gözünü, daha
sonra bir kaza sonucu, az gören öteki gözünü yitirdi. Okula gitme olanağı
bulamadı.
Evlerine sürekli olarak gelen aşıklardan dolayı türküyle ve bağlamayla
ilgilendiğini gören babasının aldığı bağlama Veysel’in yaşamına eşlik
etti. İlk bağlama derslerini de babasının arkadaşı Çamşıhılı Ali’den
aldı. Yunus, Karac’oğlan, Dertli, Erzurumlu Emrah gibi
aşıklardan etkilendi ve türkülerinde onlarla olan duygu yakınlığını
yansıttı.
Önceleri usta malı türküler söyleyen Aşık Veysel, 40 yaşlarına
doğru kendi şiirlerine ağırlık vermeye ve türküleştirmeye başladı. 1931
yılında gerçekleştirilen Aşıklar Bayramında adı duyulan ve 1933
yılında Atatürk için söylediği bir türküden sonra özellikle Ahmet
Kutsi Tecer’in de yardımıyla giderek tüm Türkiye’de tanınmaya başladı.
Bu yıllar aynı zamanda Veysel’in kendi türkülerini söylemeye
yönelmesi anlamında bir geçiş dönemi olarak sayılabilir. Bu döneme dek
köyünden hiç çıkmayan Aşık Veysel bunu izleyen yıllarda Türkiye’nin
birçok yöresini dolaşarak kendi yöresi dışında da insanlara türkülerini
aktarma fırsatı buldu.
1952 yılında İstanbul’da kendisi için büyük bir jübile yapılan
Aşık Veysel’e, 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
özel bir kararıyla aylık bağlandı.
Türkülerinde kendi özgü bir içtenlikle doğadan insan sevgisine hemen her
konuyu işleyen Aşık Veysel, İstanbul Radyosunun ilk
yayınlarında da türkü söyledi. 1941-46 arasında, Aşık Ali İzzet’le
birlikte Köy Enstitülerinde halk türküleri ve bağlama dersleri verdi.
Zamanla Veysel ve Ali İzzet’in temsil ettiği bağlama çalma ve
türkü söyleme biçimi başlıbaşına bir tavır olarak yerleşti.
Önceleri yöresindekiler sonra Türkiye’nin her yerinden aşıklarla karşılaştı,
tanıştı. Ölümüne dek de sürekli olarak yaşlı, genç aşıklar tarafından
ziyaret edildi.
Aşık Veysel’in önemli sayılan ancak pek bilinmeyen bir özelliği de
köyünde ilk kez meyve bahçesi kuran ve meyve yetiştiren kişi olmasıdır.
Araştırmacılara göre bağlamanın ilk düzeni olarak kabul edilen ve aslında
Aşık Süleyman tarafından kullanılan ancak Aşık Veysel
aracılığıyla yayıldığından dolayı aşıklama düzeni (la-re-mi), »Veysel
Düzeni« olarak da bilinir.
Aşık Veysel'in şiirlerinin toplandığı
»Deyişler« (1944),
»Sazımdan Sesler« (1950), »Dostlar Beni Hatırlasın«
(1970) ve ölümünden sonra »Bütün Şiirleri«
(1984) adlı kitaplar yayınlandı.
(Kaynak:
Bekir Karadeniz, 1900'den 2000'e Halk Şiiri,
Atılım Üniversitesi Yayınları, 2007)
|
|
©
BeKa |